'Kim Peygamber'e itaat ederse Allah'a itaat etmiþ olur.' (Nisa, 80).
"Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin" (Nisa, 59) ve benzeri birçok ayet, Allah'a ve Peygamber'ine (Hz. Muhammed- SAV) itaati, tabi olmayý, emrini dinlemeyi emrediyor.
Hz. Peygamber'e itaat; O'nun Kuran-ý Kerim ve sahih hadislerinde ifade edilen emir, yasak ve uyarýlarýna, mesajlarýna, açýklamalarýna uymakla gerçekleþir. Allah ve peygamberlerini ayýrmak (Nisa, 150-152) küfrün kendisi olarak ifade edilmiþtir.
"Hayýr (Muhammed), Rabb'ine andolsun ki, aralarýnda çýkan derin anlaþmazlýk konusunda seni hakem kýlýp sonra da verdiðin hükümden içlerinde hiçbir sýkýntý duymaksýzýn onu tam manasýyla kabullenmedikçe iman etmiþ olmazlar." (Nisa, 65).
ÝMANIN ÞARTIDIR
Yüce Allah (CC), Hz. Muhammed'in (SAV) verdiði kararý tartýþmasýz kabul edin buyuruyor. Baþka bir ayette Allah, Hz. Peygamber'in ömrüne yemin ederek en yüce seviyede O'na itibar ettiðini belirtiyor:
"Resulüm! Ömrüne yemin olsun ki onlar þehvetten sarhoþluk içinde saða sola sarkýntýlýk edip duruyorlardý." (Hicr, 72).
Yüce vasýflara sahip olan Hz. Muhammed'i (SAV) sevmek, her mümin için iman þartýdýr. Farzdýr. Mümin olmanýn gereðidir.
Hz. Peygamber'i sevmek, O'nun için hasretinden dolayý gözyaþý dökmek deðildir sadece. O'nu anarken heyecanlanmak deðildir sadece. O'na salat ve selam getirmek deðildir sadece. O'na itaat etmek deðildir sadece. Elbette bunlarýn hepsidir ve daha fazlasýdýr.
O'nu özlemektir. O'na inen Kuran'a baðlanmaktýr. O'nun mesajýný iyi kavramaktýr. O'na salat ve selam getirmektir. O'nun sözlerine baðlanmaktýr. Koyduðu kurallara uymaktýr. Þefaatine inanmaktýr. Þefaatini beklemektir. O'nun ahlaký ile ahlaklanmaktýr. O'nun Kuran-ý Kerim'i tefsir eden sözlerini her sözden üstün görmektir. Gönlü O'na baðlamaktýr. O'nun son Peygamber olduðuna iman etmektir.
Dilerseniz gelin biraz aktaralým: O vefat ettiðinde bazý sahabilerin dili tutuldu. Bazýlarý bir dönem konuþamaz oldu. Bazýlarý "O'nu görmedikten sonra gözlerim olsa ne olur" dedi ve gözlerinin perdelenmesini istedi. Ve böyle de oldu. Bazýsý O'nun gömülü olduðu toprak üstünde yürümek aðýr gelir bize diyerek Medine'yi terk etti.
Dilerseniz bazý büyüklerin, Hz. Peygamber'in adý anýldýðýnda nasýl bir ruh ve manevi hâle büründüklerini aktaralým:
BÜYÜKLERÝN SEVGÝSÝ
Ýmam Malik der ki: Eyüp Suhteyani'nin yanýnda Resulullah anýldýðýnda o kadar aðlardý ki ona acýrdým. Esasen Ýmam Malik'in yanýnda Resulullah anýldýðýnda öyle aðlardý ki rengi deðiþir, sýrtý bükülürdü. Bir gün Ýmam Malik'e bunu sordular. Þöyle dedi: "Siz Resulullah'ýn makamý hakkýnda bildiðimi bilseydiniz beni yadýrgamazdýnýz. Beni anlardýnýz."
Muhammed b. Münkedir'e hadis sorulduðunda, hadis rivayet edip Resulullah'ýn sözlerini anmaya baþlayýnca aðlardý.
Hz. Ali'nin torunu Cafer Sadýk; yanýnda Resulullah anýlýnca yüzü sapsarý kesilirdi. Abdestsiz hadis rivayet etmezdi.
Abdurrahman Kasým: Hz. Peygamber'den bahsedilince aðzýnda dili kurur, rahat konuþamazdý. Manevi bir hâle bürünürdü.
Zühri'yi gördük; hoþ sohbet ve cömertti. Yanýnda Resulullah anýldýðýnda kendinden geçerdi; öyle ki ne sen onu ne de o seni tanýrdý.
Safyan b. Süleyman; teheccüd ve gece namazýný çok severdi. Resulullah anýldýðýnda o kadar aðlardý ki yanýndakiler çýkar gider, onu kendi hâline býrakýrlardý.
Ýbn Sirin'in yanýnda Resulullah anýldýðýnda sessizliðe bürünür, toparlanýp öylece kalakalýrdý.
Sahabeden Ýbn Mesud: Resulullah "buyurdu" demezdi. Bir gün gözleri doldu, damarlarý kabardý. "Ýnþallah öyle buyurdu veya buna yakýn buyurdu" dedi. Yanlýþ rivayet ederim korkusuyla tereddüt etti.
***
'BURADA SESÝNÝ YÜKSELTME MANSUR!'
Bir gün Ýmam Mâlik Hazretleri, Mescid-i Nebevî'nin mihrabýnda talebeye ilim tedrisiyle meþgulken, devrin halifesi Ebû Câfer Mansur mescide geldi. Bazý sualler sordu. Aralarýnda ilmi bir müzakere baþladý. Ancak Ebû Câfer Mansur, konuþmanýn heyecanýna kapýlýp sesini yükseltince, Ýmam Mâlik Hazretleri þöyle dedi: "Ey müminlerin emiri! Burada sesini yükseltme! Zira Allah Teala bu hususta bir topluluða edep öðreterek þöyle buyurmuþtur: 'Seslerinizi Nebi'nin sesinin üstüne yükseltmeyin!' (Hucurât, 2).
Baþka bir topluluðu methederek þöyle buyurmuþtur: 'Resulullah'ýn yanýnda seslerini kýsanlar...' (Hucurât, 3). Diðer bir topluluðu da zemmederek þöyle buyurmuþtur: '(Resulüm) Sana odalarýn arka tarafýndan baðýranlarýn çoðu aklý ermez kimselerdir.' (Hucurât, 4). Vefat ettikten sonra O'na hürmet göstermek, aynen hayattayken hürmet göstermek gibidir."
Þahit olduðu bu yüksek edep karþýsýnda halife, "Ey Ýmam! Dua ederken kýbleye mi, yoksa Resulullah'a mý döneyim?" diye sordu. Ýmam Mâlik Hazretleri þöyle buyurdu: "Yüzünü niye O'ndan çevireceksin ki? O, senin ve ceddin Hazret-i Âdem'in (aleyhisselam) kýyamete kadar Allah'a maðfiret ve necat vesilesidir. Bilâkis sen; Peygamber Efendimiz'e yönel ve O'nun þefaatini iste ki Allah Teala da O'nu sana þefaatçi kýlsýn!.. Nitekim Cenab-ý Hak þöyle buyurmaktadýr: 'Eðer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman (günah iþledikleri zaman) sana gelip de Allah'tan maðfiret dileseler ve Resul de onlar için maðfiret talebinde bulunsaydý, Allah'ý çok affedici ve esirgeyici bulurlardý'."
ÞEFAATLE ÝLGÝLÝ BAZI AYETLER
Meryem 87:
Rahmân'ýn katýnda söz almýþ olanlardan baþkasý þefaat hakkýna sahip olmayacaktýr.
Enbiya 28:
O, onlarýn önlerindekini de arkalarýndakini de (yaptýklarýný ve yapacaklarýný) bilir. Onlar, O'nun razý olduðu kimseden baþkasýna þefaat edemezler ve hepsi O'nun korkusuyla titrerler.
Sebe 23:
O'nun huzurunda, kendisinin izin verdiði kimseden baþkasýnýn þefaati fayda vermez. Nihayet yüreklerinden korku giderilince, "Rabb'iniz ne buyurdu?" derler. Onlar da, "Hakký buyurdu" derler. O, yücedir, büyüktür.
Necm 26:
Göklerde nice melekler vardýr ki, onlarýn þefaati; ancak Allah'ýn izniyle, dilediði ve razý olduðu kimseler için fayda verir.
Taha 109:
O gün, Rahmân'ýn izin verdiði ve sözünden razý olduðu kimseden baþkasýnýn þefaati fayda vermez.
YOKSULA GÜLÜMSEDÝN
Þair, Hz. Muhammed'in (SAV) fakir ve yoksula olan merhametini anlatýrken þöyle der:
"Ve kem min fakirin tebessemte fi vechihi ve eþ'artehu bi kýymetihi ve ihtiramihi."
"Nice fakir var ki sen onlarýn yüzüne gülümsedin ve ona saygýnlýðýný ve deðerini hatýrlattýn, hissettirdin."