Günün Sözü : Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sabit kıl.(Tirmizi, 2141)
31.07.2012 - Kaynak


Allah'tan hakkıyla hayâ edin



Edep ve hayâ dinimizde kıymetli bir yere sahiptir. Allah'ın huzurunda bulunduğunu idrak eden Müslüman, hoş olmayan davranışlardan kendini uzak tutar. Allah, hayâ sahibi kullarını sever

Hayânın hepsi hayırdır." (Müslim, İman) Hayâ; utanma duygusu, ayıplanan bir şeyin korkusuyla insanda meydana gelen mahcubiyet hissidir. Bir insanın tavır ve davranışlarında ölçülü olması, kötü ve çirkin işlerden uzak durması ve haddi aşmaması da hayâdır. Bu konuyla ilgili Hz. Peygamber (s.a.v.): "Hayâ imandandır" buyurmuşlar (Buhari, İman), Allah'tan hakkıyla hayâ etmemizi (Tirmizi) emretmişlerdir. Hayânın en üst mertebesi şüphesiz, Allah'tan hayâ etmektir. Her an Allah'ın huzurunda bulunduğunu idrak eden Müslüman, hoş olmayan davranışlardan kendini uzak tutar. Allah (c.c.), hayâ ve edep sahibi kullarını sevmekte ve Kurânı Kerim'de onları şöyle övmektedir: "(Zekât ve sadakalarınızı), kendilerini Allah yoluna adadıkları için yeryüzünde kazanç peşinde dolaşmayan fakirlere verin. Bilmeyen kimseler, iffet ve hayâlarından dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü yüzsüzlük ederek ısrarla insanlardan bir şey isteyemezler. Hiç şüphesiz ki Allah, yaptığınız her hayrı bilir." (Bakara, 273)

İMAN EDEPTEN İBARETTİR
Ahlâklı bir toplum meydana getirme gayesinde olan Rahmet Peygamberi (s.a.v.), şüphesiz hayâ duygusunda da zirve idi. O'nun tertemiz hayâsını Ebu Said el-Hudri (r.a.) şöyle anlatıyor: "Peygamber Efendimiz (s.a.v.), örtünme çağına girmiş bir genç kızdan daha hayâlı idi. Hoşlanmadığı bir şey gördüğünde bu durum, mübarek simalarından hemen anlaşılırdı." (Buhari, Münakıb) Peygamber Efendimiz'in üstün ahlâkını hayatlarına örnek edinen güzide sahabeler arasında da hayâ duygusu çok yüksek olanlar vardı. Örneğin hayâ timsali olarak tanıdığımız Hz. Osman (r.a.), bir gün Hz. Peygamber'i ziyarete gitmişti. Uzanmış bir halde odasında dinlenen Efendimiz, daha önce Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'i odasına kabul etmiş, sonra Hz. Osman içeri girdiğinde derhal ayağa kalkmıştı. Aişe validemiz; "Ey Allah'ın Resûlu, Ebu Bekir ve Ömer'e göstermediğiniz saygıyı neden Osman'a gösterdiniz?" diye sorduğunda, Hz. Peygamber (s.a.v.) Aişe'ye: "Meleklerin bile hayâ ettiği kimseden ben nasıl hayâ etmeyeyim? Osman çok hayâlı bir insandır. Eğer aynı halde ona izin verseydim, hayâsından ötürü ihtiyacını bana tam ifade edemezdi" buyurdu. (Müslim) Peygamberimiz'in yanında yetişen Enes bin Malik (r.a.) ise Efendimiz'in hayâsını şöyle ifade eder: "Nebiyy-i Ekrem Efendimiz, kesinlikle hakaret etmez, mübarek ağızlarından kaba bir söz çıkmaz ve lanet etmezdi. Birimize kızacak olduğunda sadece: "Allah iyiliğini versin, ona ne oluyor ki!..." derdi. (Buhari, Edeb) Edep ve hayâ dinimizde öyle kıymetli bir yere sahiptir ki; "İslam edepten ibarettir" denilse yanlış olmaz.

TEMİZ DUYGUYLA ALLAH'A UZANAN EL KARŞILIK GÖRÜR
Aslında kabul olmayan hiçbir dua yoktur. Her dua mutlaka bir karşılık görüyordur. Bizler dualarımızın birebir kabul olmasına bakarız. Halbuki dua farklı şekillerde kabul olur. Bazen duamızın hatrına bir kaza-bela defedilir. Bazen başka bir talebimiz karşılık görür. Bazen duamız ahiretimize yansır. Günahlarımızın affına vesile olur. Kısacası, temiz bir duyguyla Rabbe uzanan el mutlaka karşılık görür. İbrahim bin Ethem'i bilirsiniz. Belh şehrinde padişahlık yaparmış. Bir gün yatağında yatarken damda gürültü duyar. Merakla dama çıkar. Damda dolaşan birini görür.İbrahim bin Ethem kızgınlıkla sorar: "Damda ne arıyorsun?" Adam cevap verir: "Devemi kaybettim, devemi arıyorum." İbrahim Ethem sinirle sorar: "Be akılsız adam damda deve ne arar?" Damdaki adam sakince cevap verir: "Devenin damda bulunmayacağını biliyorsun da, Yüce Allah'ın atlas, ipek döşekte bulunmayacağını bilmiyorsun. İpek döşeklerde Allah aranmaz." Bu hadise İbrahim bin Ethem için dönüm noktası olur. Kendisini Yüce Allah'a adar. 9 yıl halvet hali yaşar. Yük taşır. Yarısını fakirlere, yarısını kendi ihtiyacına harcar. İşte bu zata Belh şehrinde halk bir gün sorar: "Ey Allah'ın dostu! Neden yaptığımız dualarımız kabul olmuyor?" İbrahim bin Ethem halka cevap verir: "Çünkü siz Allah'ı bilir, ama emirlerini dinlemezsiniz. Hz. Peygamber'i bilir ama sünnetiyle amel etmezsiniz. Kuran-ı Kerim'i okur ama içindekiyle amel etmezsiniz. Cenneti bilir, ama oraya girmek için gayret etmezsiniz. Cehennemi bilir ama ondan kaçmazsınız. Ölüm var dersiniz, ama ölüme hazırlanmazsınız. Söyleyin bana, dualarınız neden kabul olsun?"


Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Oryantalistlerden din öğrenmek (18.08.2017)
  Büyük günahlar (11.08.2017)
  Kur’an-ı Kerim son peygamberi tanıtıyor (04.08.2017)
  Empati kuruyor musunuz? (28.07.2017)
  Cennetin anahtarı Hz. Muhammed’dir (s.a.v.) (21.07.2017)
  Kur’an’da Hz. Adem’in yaratılışı (14.07.2017)
Sayfa Başı
19.08.2017 Ezan Vakitleri
İmsak : 04:35   İkindi : 17:00
Güneş : 06:11   Akşam : 20:06
Öğle : 13:15   Yatsı : 21:35
      Duyurular
18.08.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Oryantalistlerden din ögrenmek" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilir
Devamı...
11.08.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Büyük günahlar" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilirsiniz.
Devamı...
04.08.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Kur’an-i Kerim son peygamberi tanitiyor" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan o
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 17541
Bugün : 6804
Bu Ay : 1491780
Bu Yil : 17369127
Toplam : 142311956
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük