Günün Sözü : Merhamet; ancak şaki'nin (ebedi hüsrâna uğrayanın) kalbinden çıkarılabilir. (Tirmizi, Birr 16)
12.08.2012 - Kaynak


Mümin fedakâr olmalı



Kıtlık yıllarında yüzlerce devesi ile Medine'ye gelen Hazreti Osman, mallarını satması için verilen teklifleri kabul etmeyerek, bütün malını Allah için fakirlere dağıttı. Fedakârlıkta bulundu, her şeyden vazgeçti

Tarihin siciline kaydolacak önemli, ama en önemli anlardan birini sahabe şöyle anlatıyor: "Kıtlık yıllarıydı. Sıdık-ı Ekber'in dönemiydi. Allah Resulü'nün vefatından sonra Sıdık-ı Ekber'in halifelik yılları...Medine'ye develer geldi. Hz. Osman'ın (r.a.) kervanıydı bu. Yüzlerce deve. Halk açtı...Tüccarlar, hemen Hz. Osman'a geldiler, dediler ki: "Bu develeri üzerindeki yüklerle beraber bize satar mısın?" Üzerindeki malı biraz pahalıya satıp para kazanacaklardı. Halk kıtlıktaydı ya. Hz. Osman dedi ki: "Bunun fiyatı çok fazladır!" Sordular: "Ne kadardır?" Hz. Osman cevapladı: "Şu kadar..." Diyorlardı ki: "Yüzde yüz kâr veriyoruz." Hz. Osman diyordu ki: "Daha fazla veren var." İkinci gündü. Yine Hz. Osman'ın kapısındaydılar... "Şu develeri indir de bize sat..." diyorlardı. Hz. Osman diyordu ki: "Ne kadar vereceksiniz?" "Yüzde şu kadar" diyorlar, fiyat artırıyorlardı. Hz. Osman (r.a.) diyordu ki: "Daha çok veren var, size satamam!" Nihayet tüccarlar Hz. Ebu Bekir'e (r.a.) gittiler: "Osman pazarı kızıştırıyor. Çok para istiyor. Biz bu malları alıp ticaret yapmak istiyoruz. Hem kazanacağız, hem halkı doyuracağız. Ama o, daha çok veren var diyor. Biz öğrenmek istiyoruz nedir bu işin sırrı?"

DAHA ÇOK VEREN VAR
Sıdık-ı Ekber, Osman'ı çağırıyordu, sevgili dostunu: "Osman! Senin malını almak istiyorlar, satmıyormuşsun... "Doğru" diyordu Hz. Osman. Hz. Ebu Bekir (r.a.): "Malına kat kat kâr veriyorlar, niye satmıyorsun" deyince, Hz. Osman (r.a) diyordu ki: "Ey Allah Resulü'nün Halifesi! Daha çok veren var!" Sıdık-ı Ekber hayret ediyor, gülümsüyordu: "Kim bu daha çok veren?.." Hz. Osman ayağa kalkıyor ve diyordu ki: "Daha çok veren Allah var, Allah veriyor!" Sonra devam ediyordu: "Ben bütün malımı Allah için hibe ediyorum. Ey müminlerin Halifesi! Al binlerce deveyi, Allah için fakirlere dağıt. Benim hesabım Allah içindi..." Osman olmak, fedakârlıkta bulunmak, feda etmek, her şeyden vazgeçmek, vazgeçebilmek...
 

***

Büyük gönüllülerin hayatlarından bir demet
Fudayl bin İyad'a sorarlar. Derler ki; "Biri bize Allah'ı seviyor musun derse ne diyelim?" Fudayl şöyle der: "Sana böyle ağır bir soru sorarlarsa susmayı tercih et. Çünkü bu öyle bir sorudur ki, evet dersen halin evet diyenlerin haline benzemez. Doğru söylememiş olursun. Evet diyenler böyle mi yaşar? O zaman sen iki yüzlü bir münafık olursun. Ve sakın 'hayır' deme. Çünkü hayır dersen dinden çıkarsın." Büyüklerden biri ölümüne yakın bir zamanda arkadaşına şöyle der: "Arkadaşım, ölümüm yakındır. Bunu hissediyorum. Halim ise çok kötüdür. Mahçubum. Yüzüm kara. Rabbin huzuruna varacak ibadetim yok. Senden istediğim ise şudur; Ben ölünce ve yıkanıp kefenlenince boynuma, el ve ayaklarıma zincir vur. Ve beni kıbleye çevir. Mezara boynu zincirli halde koy. Beni mezara öylece koy ki, belki benim bu perişan halimi gören Yüce Rabbim bana cömert davranır. Belki beni affeder." Aradan birkaç gün geçer ve dostu gerçekten de vefat eder. Ertesi gün kefenlenip gömülecektir. Dostu kara kara düşünür. Onu nasıl zincirleyecek? Onu el ve ayakları zincirlenmiş halde kabre nasıl koyacak? Tam bunları düşünürken uykuya dalar, rüya görür. Rüyada kendisine meçhul bir ses şöyle der: "Sakın arkadaşını zincirleyip mezara koyma. Bizim yücelttiğimizi sakın aşağılama. Sakın." Uyanır. Mesajı almıştır. Anlamıştır ki, Rabbi o zatı çoktan affetmiştir.

KA BRE GİRİNCE NE DİYECEK SİN?

Yüce Allah'ı kalbiyle bilenlerden birine sorulur; "Mezara girdiğinde Münker ve Nekir gelip soru soracaklar. Sen ne diyeceksin?" Yüce Rabbin dostu şöyle cevap verir: "Ben meleklere diyeceğim ki, Rabbim beni ruh aleminde yarattığında 'Elestu bi Rabbikum - ben Rabbiniz değil miyim?' diye sormuştu. Ben o gün, 'Evet ya Rabbim sen Rabbimizsin' demiştim. O gün Yüce Allah'a bu cevabı veren ben, siz meleklere mi cevap veremeyeceğim?" Çağının büyük sadıklarından birisi olan Rabia El-Adeviye birgün şöyle der: "Allah'ım! Eğer cehennem korkusuyla ibadet ediyorsam beni cehennem ateşinde yak. Eğer sırf cennet için ibadet ediyorsam beni cennetinden mahrum et. Yok eğer sırf senin rızan için ibadet ediyorsam o zaman ey sevdiğim beni kendinden mahrum etme."

Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Birbirimizi sevmede ölçümüz ne olmalı (22.09.2017)
  Dini ifrat ve tefrite zorlamak (15.09.2017)
  ‘Zinaya müsaade et!’ (08.09.2017)
  İslam coğrafyasına bayram gelmedi (01.09.2017)
  Peygamberimizin haccı nasıl gerçekleşti (25.08.2017)
  Oryantalistlerden din öğrenmek (18.08.2017)
Sayfa Başı
24.09.2017 Ezan Vakitleri
İmsak : 05:20   İkindi : 16:25
Güneş : 06:46   Akşam : 19:07
Öğle : 13:03   Yatsı : 20:27
      Duyurular
22.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Birbirimizi sevmede ölçümüz ne olmali" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan oku
Devamı...
15.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Dini ifrat ve tefrite zorlamak" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilir
Devamı...
08.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "‘Zinaya müsaade et!’" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilirsiniz.
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 14620
Bugün : 7874
Bu Ay : 1280996
Bu Yil : 19969411
Toplam : 144912240
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük