Günün Sözü : Çocuklarınızı kuzu gibi büyütmeyiniz ki, ileride kuzu gibi güdülmesinler. (Şeyh Sadi Sirazi)
25.09.2009 - Kaynak


Şimdi ne yapacağız?



RAMAZAN ayını geride bıraktık. Bu ayda birçok güzel alışkanlık edindik. Oruç tuttuk. Nimetin farkına vardık.


Geçici yasaklardan sonra gelen nimetin farkına vardık. Geçici yasaklardan sonra gelen müsaadenin ne denli güzel olduğunu bire bir yaşadık. Nefsimizle mücadele ettik. Çoğu kez de nefsimizin yanlış taleplerini geri çevirebildik.

Teravih namazı alışkanlığı bizde secde edebilme şuuru oluşturdu kısmen de olsa. Allah'a secdenin insanı zirveleştirdiğini hissettik. Yere en yakın an'ın semada zirve kabul edildiğini anladık. Secdeyle onurlandık. Secdenin ve hatta namazın; ibadetin ötesinde bir anlam taşıdığını, Allah'a verdiğimiz ahid üzerinde olduğumuzun ilanı olduğunu yineledik.

Alın terimizden fakirlere pay ayırdık. Zekâtın bir anlamda, sermayeye farkında olmadan bulaşmış olan kirlerden arındırma olduğunu vererek yaşadık. Sadakalarımıza muhtaçları ortak ettik. Daha sevecen olduk. Daha toleranslı, daha güler yüzlü olduk. İnanıyorum ki daha da az suç işledik.

Zenginlerimiz daha cömert, fakirlerimiz ise daha kanaatkâr odu. Ahretimizi daha çok düşünebilme şansı yakaladık. Ötekinin yerine kendimizi koyduk, ötekini horlamadan zorlamadan, küçük görmeden.

Şimdi yeni bir döneme girdik. Bayram sonrası hayatın rutin akışına bırakacağız kendimizi. Bu noktadaki korkum ramazandan sonra ara verdiğimiz bütün kötü alışkanlıklarımıza yeniden merhaba dememiz olacaktır.

Peki, bu böyle olacak mı? Bence evet, olacak. Bazımız ramazanı hiç yaşamamış gibi kendini acımasız bir yaşamın çarkları içinde bulacak. İyi olmaya çabalasa da olamayacak. Çünkü iyi bir çevresi yoktur. Çünkü kendisini iyiye çevirecek gönül arkadaşı yoktur. Daha doğrusu bütün çevresi onun gibidir. "Himmete muhtaç bir dede kime himmet ede?" Kendisi muhtaç olan kime el uzatabilir ki...

Aslında çoğumuz çevremizin kurbanıyız. Dışımızdaki dünyanın farkında değilizdir. Yumurtanın içindeki civcivi konuşturabilirseniz, dünyanın gördüğü kabuktan ibaret olduğunu söyler. Ne zaman ki yumurtayı kırar, kabuktan çıkar, işte o zaman dışarıda büyük bir kâinatın olduğunu fark eder.

Bizlerinde kabuğu kırması zamanı geliyor aslında. Günahlardan ebediyen hicret etmek, iyilerle yol bulmak, Kuran'ın zarif ifadesiyle ahrette söylenecek olan; "Keşke Resul'e yol bulsaydım" pişmanlığını yaşamadan düze çıkmak doğru çözüm değil mi?

Hz. Peygamber (sav) kendisini öldürmek için gelen Ömer bin el-Hattab'ın omuzlarını tutar, silkeler ve uyarır:

- Daha ne zamana kadar Ömer! Daha ne zamana kadar direneceksin? Yoksa Ebu Leheb hakkında inen surenin bir benzerinin senin hakkında inmesini mi bekliyorsun? Hattab'ın oğlu daha neyi bekliyorsun?

Hz. Ömer (ra) bu sözlerden o kadar etkilenir ki bütün heybet ve gücünü kaybetmiş bir ses tonuyla:

- Şimdi ey Resul! İşte şimdi imanımı ilana geldim, cevabını verir.

Sizler de bir peygamber eli mi bekliyorsunuz? Sizi tutup sarsacak daha ne zamana kadar diyecek bir Resul mü bekliyorsunuz? İşte orada bekliyor. Tam 1400 küsur senedir bekliyor. Kendisini okuyacak, kendisini anlayacak gözler, kulaklar bekliyor.

Evet, bugün o Peygamber (sav) belki yok ama O'na inen o kitap -Kuran-ı Kerim- bütün ihtişamıyla orada sizi bekliyor. Beni okuyun ve anlayın diyor. Tıpkı, İbni Mesud'un, Ubeyy b.Kab'ın, Useyb b.Hudayr'ın okuduğu gibi okuyun diyor.

Hz. Ebubekir'leri, Hz. Ömer'leri, Hz. Osman'ları, Hz. Ali'leri, Hz. Hüseyin'leri (r.anh) yetiştiren mukaddes kitap, hiçbir harfi değişmeden aramızda. Yeter ki anlayalım. Ama doğru anlayalım. Peygamberimizi ve aklımızı öne alarak anlayalım. Rabbimiz bizden ne istiyor, bizden ne bekliyor, insanlık bizden ne bekliyor, biz kendimizden ne bekliyoruz. Bütün bunların cevabı işte orada.

Dilerim ki ramazan sonrasında içimize doğabilecek boşluğu Kuran'ın ışığıyla doldurabiliriz.

Son sözü Hz. Aişe'ye (ra) bırakalım:

Hz. Aişe'ye (ra) sordular.

- Ey müminlerin annesi! Allah Resulü'nün ahlakı ne idi?

Hz. Aişe (ra) şöyle dedi:

- O'nun ahlakı Kuran idi. Siz Müminun suresini (23. sure, 118 ayettir) okuyorsunuz değil mi? "Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir" ayetinden itibaren oku.

Soruyu soran zat diyor ki; ben şu ayetleri okudum:

- Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.

Onlar, namazlarında kurtuluşa ermişlerdir.

Onlar, boş şeylerden yüz çevirirler.

Onlar, zekâtlarını verirler.

Onlar, ırzlarını korurlar. (Müminun 1-5)

Hz. Aişe (ra) der ki:

- İşte Resulullah'ın (sav) özellikleri bunlardı..

Ramazan bir aydır. Gelir-geçer. Ama bu ve benzeri ayetler hep yanı başımızda bize gülümseyip durur.


Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Dini ifrat ve tefrite zorlamak (15.09.2017)
  ‘Zinaya müsaade et!’ (08.09.2017)
  İslam coğrafyasına bayram gelmedi (01.09.2017)
  Peygamberimizin haccı nasıl gerçekleşti (25.08.2017)
  Oryantalistlerden din öğrenmek (18.08.2017)
  Büyük günahlar (11.08.2017)
Sayfa Başı
21.09.2017 Ezan Vakitleri
İmsak : 05:17   İkindi : 16:28
Güneş : 06:43   Akşam : 19:12
Öğle : 13:04   Yatsı : 20:32
      Duyurular
15.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Dini ifrat ve tefrite zorlamak" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilir
Devamı...
08.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "‘Zinaya müsaade et!’" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilirsiniz.
Devamı...
01.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Islam cografyasina bayram gelmedi" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabi
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 4467
Bugün : 9765
Bu Ay : 1193035
Bu Yil : 19881450
Toplam : 144824279
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük