Günün Sözü :

amitriptyline 50mg

buy amitriptyline

sildenafil online

viagra for men igliving.com sildenafil online

How to Take Amoxicillin

buy amoxicillin

naltrexon

naltrexon

buy accutane 10mg uk

buy accutane pills

amoxicillin price without prescription

amoxicillin prescription no insurance

buy low dose naltrexone

naltrexone where to buy

low dose naltrexone buy

buy naltrexone
Helal kazanmak başlı başına bir ibadettir. Adabın muhafazasında aslan gibi olun. (Gavs-ı Sanı)
11.05.2021 - Kaynak


Kim olursa olsun zulmetmeyin


Hz. Ömer’in halifeligi döneminde yasanan bir hadise, bizlere adil olmak ve zulmetmemek konusunda nasil bir hassasiyet içinde olmamiz gerektigini hatirlatiyor

Hz. Ömer'in halifeligi döneminde Sam Valiligi yapan ve Hz. Peygamber'in (SAV) arkadaslarindan olan Sad b. Ebu Vakkas (RA) Sam'daki bir camiyi genisletmek ister. Bu nedenle de caminin civarindaki arsalari kamulastirir. Herkes arsasinin bedelini alir ve isteyerek arsasini camiye devreder.
Ancak Sam'da yasayan bir Yahudi, camiye bitisik olan arsasini satmak istemez. Vali arsasinin degerini fazlasiyla verse de Yahudi vatandas arsasinin kamulastirilmasina riza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir.
Arsasini kaybeden Yahudi, komsusu olan bir Müslüman'a derdini anlatir. Sizlanir. "Bana zulmedildi" der. Müslüman vatandas da kendisine, "Medine'ye git. Orada Halife Hz. Ömer var. Derdini anlat. Ömer, son derece adildir, elbette seni dinler" der. Samli Yahudi, Medine'nin yolunu tutar. Yorucu bir yolculuktan sonra Medine'ye ulasir. Halifeyi sorar. Vatandaslar bir hurma agacinin gölgesinde dinlenen halifeyi gösterirler. "Iste halife bu zattir" derler. Adam, Hz. Ömer'in yanina gider. Selam verip yanina oturur. Derdini anlatir.
Hz. Ömer, adami dinler. Sonra buldugu bir deri veya kemik parçasinin üzerine su cümleyi yazar:
"Bilesin ki, ben Nusirevan'dan daha az adil degilim." Kisa ve özlü bir cümle. Yahudi bu yaziyi alip ayrilir. Ama yolda giderken de kendi kendine söyle konusur: "Sam'daki idarecilerin giyim, kusam ve oturduklari yerdeki ihtisam ve debdebe nerde, Medine'deki halifede bulunan tevazu nerde.
Sam'dakiler su mütevazi halifeyi ciddiye alirlar mi?

Hiç sanmiyorum." Sonunda Sam'a varir. Dogrusu valiye gitmek de istemez. Çünkü sonuç alamayacagi kanaatindedir.
Bununla beraber, "Mademki yorulup da oralara kadar gittim, bari halifenin su yazdigi cümleyi valiye vereyim" der. Valinin huzuruna çikar ve deri parçasini uzatir. "Medine'deki halifenin size mesajidir" der. Vali bu cümleyi okuyunca, sapsari kesilir.
Uzun müddet basini yerden kaldiramaz. Sonra endise içinde, basini kaldirip söyle der: "Arsaniz size geri verilmistir." Yahudi vatandas hayret eder. Sasirir. Bir tek cümlenin valiyi bu kadar sarsacagini hiç tahmin edemez, merak ve dehset içinde sorar. "Lütfen bana bu cümlenin neden sizi bu kadar dehsete düsürdügünü anlatir misiniz" der.
Sam Valisi Hz. Sad, "Bak" der, "Sana bu cümlenin hikâyesini anlatayim. O zaman benim neden bu kadar ürperdigimi anlarsin." "Islam'dan önce ben ve bugün halife olan Hz. Ömer, Iran taraflarina ticaret için gittik. Yanimiza 200 deve almistik. Iran'a vardik. Orada cirit oynayan gençleri seyrederken, birileri zorla elimizdeki develere el koydu. Çok kalabalik bir çete grubuydu, bir sey yapamadik. Elimizde para da kalmamisti.
Üzgün bir sekilde, geceleyecegimiz eski bir han bulduk.
Hanin sahibine de sikintimizi anlattik. Adam iyi biriydi. Bize yardim etti. Sonra da, "Gidip krala durumunuzu anlatin, o adil bir adamdir, mutlaka size yardim eder" dedi. Biz de sabahleyin kralin huzuruna çikip durumu anlattik. Sikâyetimizi bir mütercim, krala tercüme etti. Kral Nusirevan dikkatle dinledikten sonra her birimize birer kese altin verdi ve olayi inceletecegini söyledi. Bize de, "Memleketinize dönün" dedi.
Biz tekrar hana döndük. Ama dogrusu sonuçtan çok da memnun olmamistik. Hanci sonucu ögrenince son derece üzüldü ve "Burada bir hata var. Gelin beraberce gidelim, ben size tercümanlik yapayim" teklifinde bulundu.
Biz de gittik. Huzura çiktik. Hanci durumu Nusirevan'a anlatti. Develerimize el koyan kisilerin kiyafetini, halini, olayin geçtigi yeri anlatti. Dikkat ettik, Nusirevan'in yüzü sapsari kesildi.
Bir gün önceki mütercimi çagirtti. Ona sorular sordu. Sonra ayaga kalkti, her birimize ikiser kese altin verdi, 'Aksama kadar develeriniz gelecek, develeri alin ve sabahleyin burayi terk edin. Ama giderken biriniz dogu kapisindan, digeriniz de bati kapisindan çikin' talimatini verdi. Bizler de bir sey anlamadan huzurundan çiktik.
Aksamleyin 200 devemiz kapiya geldi. Durumu anlamak için hanciya sorduk. 'Neler oluyor' dedik.
Hanci söyle dedi: 'Sizin develerinize el koyan kisi Nusirevan'in büyük oglu ile veziridir. Bunlar bir çete kurmuslar. Garibanlarin mallarina el koyuyorlar.
Siz ilk gittiginizde, mütercim bunu anlamis.
Ama sizin sözlerinizi Nusirevan'a yanlis tercüme etmis. Böylece kralin oglunu ve veziri korumus. Ben sizinle gidip durumu anlatinca Nusirevan bu oyunu anladi. Ama neden ayri kapilardan gidin dedi, ben de anlayamadim. Hele yarin olsun anlariz.' Ertesi gün ben dogu kapisindan çiktim. Kapinin çikisinda iki kisinin daragacina asili oldugunu gördüm.
Halk toplanmis seyrediyordu. Sordum 'Kim bunlar ve suçlari ne' diye. Dediler ki: 'Bunlardan biri Nusirevan'in büyük oglu, digeri de veziridir.
Bunlar, buraya gelen iki Arap'i soymuslar.
Ceza olarak Nusirevan ikisini de asarak idam etti.' Nusirevan, kendi öz oglunu idam etmisti.
Hz. Ömer'in çiktigi kapida ise bizim sikâyetlerimizi yanlis tercüme ederek, kralin oglunu korumaya çalisan kisinin asili oldugunu gördük.
Iste Hz. Ömer senin eline verdigi deri parçasinin üzerine 'Bilesin ki, ben Nusirevan'dan daha az adil degilim' sözüyle bana bunu hatirlatiyor. 'Halkina zulmedersen seni daragacina çekerim. Senin gözyaslarina bakmam, tipki Nusirevan'in öz oglunun gözyasina bakmadigi gibi' diyor. Simdi anladin mi neden benim benzim sarardi." Bu hadiseyi bire bir yasayan Yahudi vatandas, hem arsasini hibe etti hem de Islam'a girdi.
Fazla söze gerek var mi sizce? Bence hayir. Bir yerlere adam seçerken, birilerine yetki verirken, kul hakki söz konusu oldugunda, ceza ve mükâfat dagitirken, acaba Hz. Ömer gibi kili kirk yarabiliyor muyuz? Sözüm elbette sadece yetkililere degil, herkese ama basta kendi nefsim olmak üzere herkese.

BIR AYET
"KIM bir mümini kasten öldürürse, cezasi, içinde ebedi kalacagi cehennemdir. Allah, ona gazap etmis, lanet etmis ve onun için büyük bir azap hazirlamistir." (Nisa-93)

BIR HADIS
"BIR kisinin din kardesini üç günden fazla küs birakmasi, helal degildir. Bu öyle küslük ki, iki mümin birbirine kavustuklari zaman birisi yüzünü su tarafa çevirir, öbürüsü öte tarafa çevirir. Halbuki iki müminin hayirlisi, önce selam vermeye baslayandir." (Buhari)

BIR ESMA
El Mukit:
"HER yaratilmisin rizkini, gidasini veren, tayin eden."

SORU - CEVAP

Neden bütün dualar kabul olmuyor?
Bütün dualar karsilik görür. Her istedigimiz bire bir gerçeklesmeyebilir. Çünkü her dua kabul olursa, evrenin dengesi bozulur. Herhangi birimizin digeri hakkindaki duasi veya bedduasi aninda kabul olsa dengeler degisir. Her sey altüst olur. Siz duaniza devam edin. Bilin ki, bu dualariniz belki bir serre engel oluyor veya belki de baska taleplerinizin kolaylasmasina zemin hazirliyordur. Yeter ki siz ümidinizi yitirmeden mesru seyleri istemeye devam ediniz. Her dua kabul olur. Belki zamani vardir. Belki zemini vardir. Duanin kabulünden ümidinizi yitirmeyin. Duada samimiyet, devamlilik ve takva önemlidir.

Evlenirken kadina verilen (dini nikâhta) bir para sözü var. Bu nedir?
Erkegin evlenirken esine verdigi veya vermeyi taahhüt (söz) ettigi para veya baska bir mala "mehir" denir. Bir güvencedir. Erkegin mehri vermek zorunda oldugu ve geri alamayacagi Kuran'la sabittir (Bakara 2/237; Nisa 4/4, 20, 24, 25; Maide 5/5). Mehir konusulmamis olsa bile, kadinin hakki olarak erkege borç yükletilir. Mehrin baslik parasiyla ilgisi yoktur. Baslik parasi yanlis bir uygulamadir.

Peygamber'imizin ismi her anildiginda salat ve selam getirmeli miyiz?
Evet, Hz. Muhammed (SAV) söyle buyuruyor: "En cimri insan, benim adim anildiginda bana salat-ü selam getirmeyendir." Onun için Hz. Muhammed adini duydugumuzda "sallallahu aleyhi ve sellem" (SAV) demek zorundayiz. Bu, bir Müslüman için görevdir. Bazi Islam âlimleri ise "Hayatta bir defa salat-ü selam getirmekle o yükümlülük yerine getirilmis oluyor" diyor. Hayatta her Müslüman bir kez salat-ü selam getirmistir. O farz olan tarafini yapmistir, isin sünnet olan tarafi devam etmektedir. Bol bol salat-ü selam getirecegiz; çünkü her salat-ü selam bir berekettir. Bir sikintimiz oldugunda, Efendimize salat-ü selam getirdigimizde mutlaka Allah salat-ü selamimizi kabul eder ve insanin ruhunu arindirir.


Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Hazreti Muhammed’in (SAV) ahlakı (26.11.2021)
  Dost, dünya ve ahiretinize fayda sağlamalı (19.11.2021)
  Bir yolculuk, üslup ve sanat (12.11.2021)
  Din emanettir, emanete sahip çıkmak gerekir (05.11.2021)
  Sakın azgınlara özenme (29.10.2021)
  Günlük hayat ve istişare (22.10.2021)
Sayfa Başı
30.11.2021 Ezan Vakitleri
İmsak : 06:31   İkindi : 15:22
Güneş : 08:01   Akşam : 17:44
Öğle : 12:58   Yatsı : 19:09
      Duyurular
26.11.2021
Hocamizin bu haftaki gazete de "Hazreti Muhammed’in (SAV) ahlaki" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabil
Devamı...
19.11.2021
Hocamizin bu haftaki gazete de "Dost, dünya ve ahiretinize fayda saglamali" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasinda
Devamı...
12.11.2021
Hocamizin bu haftaki gazete de "Bir yolculuk, üslup ve sanat" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilirsi
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 1585
Bugün : 12260
Bu Ay : 441343
Bu Yil : 3739308
Toplam : 173708652
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük