Günün Sözü : Hiçbir acı, cehaletten daha fazla zahmet verici değildir. (Hz. Ali (r.a))
01.09.2009 - Kaynak


Mehmet Âkif'in kaleminden Sudanlı genç


İSTİKLAL şairimiz merhum Mehmet Âkif, hayatının son günlerinde tüm İslam coğrafyasını dolaşmaya çalışır. Resulü Ekrem'e duyduğu sevgiden dolayı o kutsal beldelerde dolaşır durur. Mısır'dan Suriye'ye ve oradan da Medine'ye gider; Müslümanların dertleriyle dertlenir, ıstırap duyar.

Bir gün Medine'dedir. Peygamberimizin kabrinin huzurunda. Orada müthiş bir hadiseye şahit olur.

Ravda-i Tahire'nin yanı başında duruyordum ki, birdenbire bir ses yükseldi:

-Ya Nebi! şu halime bak, diyordu bu ses. Sağıma döndüğüm zaman parmaklıklar üzerine abanmış bir Sudanlı gördüm. Kendi kendine Efendimize (sav) şunları söylüyordu:

-Nasıl ki çöle güneş vurduğu zaman bağrı yanar, ben de senin hicranınla senelerce yandıkça yandım Ya Rasulullah! Senelerce arzu ettiğim halde, harem-i pakine gelip başımı ayaklarının dibine koymayı düşündüğüm halde, memleketim, evladı iyalim karşıma çıktı, bu ziyaretimi geciktirdi. Nihayet hepsini yıktım, çevremi terk ettim. Sudan diyarından ayrıldım, Tihame Çölü diye üç çölü teptim durdum. Senin çölün diye...

Senin çölünde gezerken burcu burcu senin kokunu duydum. Eğer senin kokun imdada yetişmeseydi ben bu yolu kat edemezdim Ya Rasulullah! Elli üç yaşına kadar senin hicranının azabını sinemde taşıdım, yanına geldiğim zaman şu başımı çarptığım demir kafes de nedir Ya Rasulullah!

Hâlâ vuslat olmayacak mı? Tihame Çölü'nü kat ettim gözlerime uyku girmedi. Arzu edersen yıldızlara sor. Sor ki şu üç aylık zaman içinde bu gözler bir kere uyudu mu? Uyumadı diyecekler Ya Rasulullah! Derdimi geceye döktüm Ya Rasulullah! Nihayet huzuruna geldim.

Resulü Ekrem'in (sav) kabrinin parmaklıklarından tutan bu aşık, son sözlerini söylerken bitkinleşmiştir, titremektedir. Akif şöyle bitiriyor:

Kısa bir sessizlikten sonra adam şöyle diyordu:
- Şu kadar mesafeyi geçip huzuruna geldim, bu hasta gönlümü bir daha ayak ucundan ayırma Ya Rasulullah! Tahammülüm yoktur artık senin ayrılığına.

Sonra bir sessizlik oldu, bir "ah" feryadı duydum. Döndüğüm zaman parmaklıkların dibine yıkılıp gitmişti. Sudanlı gözlerini kapatıyordu bu âleme. Birkaç dakika sonra da bir iki ölü yıkayıcısı ve bir iki taşıyıcı geldi. Cennetül Baki'ye kaldırdılar mübarek cenazesini. Fakat ruhu muhtemelen Ravda-i Tahire'nin parmaklıklarına takılıp kalmıştı. Resulullah'a (sav) yürekten aşık olan bu genç:

"Artık bu hasta gönlümü hak-i payinden ayırma Ya Rasulullah!" diyordu.


Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Küçük gördüğümüz büyük günahlar (15.11.2019)
  Medine’de zor cuma! (01.11.2019)
  İslam’a kayıtsız insanlar (25.10.2019)
  Sevgisiz insanlar (18.10.2019)
  Bizi rahatlat ey Bilal (11.10.2019)
  Dua, bilim ve deprem (04.10.2019)
Sayfa Başı
20.11.2019 Ezan Vakitleri
İmsak : 06:21   İkindi : 15:26
Güneş : 07:50   Akşam : 17:49
Öğle : 12:55   Yatsı : 19:13
      Duyurular
15.11.2019
Hocamizin bu haftaki gazete de "Küçük gördügümüz büyük günahlar" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabili
Devamı...
08.11.2019
Hocamizin bu haftaki gazete de "Bu aksam Mevlid Kandili" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilirsiniz.
Devamı...
01.11.2019
fjrigjwwe9r1duyurular:mesaj Hocamizin bu haftaki gazete de "Medine’de zor cuma!" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayf
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 1249
Bugün : 2976
Bu Ay : 127175
Bu Yil : 2203801
Toplam : 163837363
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük