Günün Sözü : Helal kazanmak başlı başına bir ibadettir. Adabın muhafazasında aslan gibi olun. (Gavs-ı Sanı)
07.08.2009 - Kaynak


Peygamber müjdesi: 'Mümin ebedi azapta kalmaz'


EBU Hureyre (ra) anlatıyor: Bir gün arkadaşlarımızla oturuyorduk. Sohbetin sonunda peygamberimizi sorduk.


İçimizden kimse O'nu görmemişti. Aradık ama bulamadık. Merak etmeye başladık. Acaba nereye gitmişti. Ben, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer üç ayrı yöne gittik. Sonunda Hz. Peygamber'i ben buldum. O (sav) Medineli bir sahabenin bahçesindeydi. Cüppemi toparlayıp bahçenin ortasına fırladım. Dikkat ettim. Tek başınaydı. Yanına yanaştım. Beni görünce: "Nereden geliyorsun Ebu Hirr (kediciğin babası)" diye sordu. Ben: Ey Allah'ın Resulü seni bulamadık. Merak ettik. Her birimiz bir yöne dağıldık, Medine sizi arıyor ey Allah'ın Resulü, dedim. Resulullah (sav) döndü ve bana şöyle buyurdu: "Ebu Hureyre insanlara dön ve onlara şunu duyur: Kim Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim O'nun peygamberi olduğuma ihlaslı bir şekilde kalbiyle iman ederse cennete girer." (Müslim, İman, 10 hd: 31-52)

Peygamberimizin verdiği müjdeyi duyan Ebu Hureyre (ra) bahçeden fırlayarak çıktı. Halka bu müjdeyi verebilmek için Medine'ye doğru süratle koşuyordu. Birazdan yolda Hz. Ömer (ra) ile karşılaştı. Ebu Hureyre (ra), Hz. Peygamberi (sav) bir bahçede bulduğunu ve ondan önemli bir müjde aldığını söyleyince Hz. Ömer (ra) müjdeyi sorgulamaya başladı. Ebu Hureyre (ra) ‘Allah'ın bir olduğunu ve Hz. Muhammed (sav)'in O'nun Resulü olduğunu kalbiyle söyleyen kişi cennette olur' müjdesiydi cevabını verdi.

Bunu duyan Hz. Ömer (ra): Git, Hz. Peygambere (sav) şöyle söyle; Ey Allah'ın elçisi, Ömer insanların bu sözü işitince tembelliğe düşeceğinden korkuyor. Bu müjdeyi saklasak olmaz mı, diye soruyor. Bunu üzerine geri döndüler. Ebu Hureyre (ra) arkasında Hz. Ömer (ra) olduğu halde Hz. Peygamberin huzuruna ulaştılar. Hz. Ebu Hureyre (ra) birazda ağlamaklı bir sesle Peygamberimize Hz. Ömer'in onu geri çevirdiğini, müjdeyi halka ulaştırmasına engel olduğunu anlatmaya çalıştı. Hz. Peygamber (sav) arkadaki Hz. Ömer'e bakıp: "Nedir bu hal Ömer! Neden engel oldun?" diye sorunca, Hz. Ömer kendini şöyle savundu: "Ey Allah'ın Resulü! İnsanlar bu müjdeyi duyarlarsa buna güvenip rahatlarlar. Ben bundan korktum. Bırakınız ibadet yapmaya devam etsinler. Ey Allah'ın Elçisi, benim söylemeye çalıştığım budur işte." Hz. Peygamber (sav) biraz duraksadı, tebessüm etti ve sonra usulca şöyle fısıldadı: "Peki, bırakın ibadet etsinler."

Bu tavrıyla Hz. Peygamber (sav) Hz. Ömer'in endişesine kısmen hak veriyor ve müjdeyi bir an için erteliyordu. Bu müjde farklı kanallardan yine de bize ulaştı. Bu bilgiyi aldık ve kabul ettik. Bu olaydaki Hz. Ömer'in sertliğinin sebebi Müslümanların ‘daha ihtiyatlı' davranmaları endişesidir. Halkın özdeyişiyle her yiğidin yoğurt yiyişi başkadır. Hz. Ebu Bekir daha orta çizgide. Hz. Ömer; "Ben yokuş olmazsa yürüyüşü sevmem. Sağımda çakmasa, şimşeği sevmem" diyen bir karakter. İslami davetin tabir yerindeyse ‘şahinlerinden'. Hz. Peygamber (sav) ise her zamanki gibi mutedil olanı.

Ama bir nokta var ki, bütün çizgiler orada kesişiyor: Oda ‘iman' konusudur. Allah'ın birliğine, ortağının olmadığına ve Hz. Muhammed (sav)'in O'nun elçisi olduğuna iman etmek. Burası işin kırmızı çizgisi. Burada tolerans yok. İman meselesi pazarlık konusu edilemiyor. Ameldeki yetersizlik, eksiklik, azlık-çokluk, bütün bunlar olabilir şeylerdir. Ama iman olmak koşuluyla. İman olmayınca bunların hiçbirinin kıymeti yok. İmansız bir amel -ibadet- veya iyilik Kur'an-ı Kerim'in ifadesiyle ahirette havaya saçıp savrulacak, yani bir sonuç devşiremeyecektir. Günahlar, ibadetten uzaklık, hatalar, bütün bunlar ne kadar çok olursa olsun kişiyi İslam'ın dışına çıkarmıyor. Müslüman kimliğini kaybettirmiyor. Bir kişi defalarca zina etse de, namazdan tamamen uzaklaşsa da yaptıklarını meşru saymadıkça- Müslümandır, tevhit ehlidir.

Fakat diyelim ki her an elinde tespih olsa yüzlerce kez hacca gitse, alnı secdeden kalkmasa bütün bunların yanı başında imanın bu iki temelinden birini ret ederse, çizginin dışına taşmış olur. İslamı terk etmiş olur. Büyük günahlar kişiyi dinden çıkarmaz ama asi ve günahkâr yapar. Günah ne kadar büyük olursa olsun.

Hz. Peygamberin (sav) dostu Ebu Hureyre'nin (ra) kulağına fısıldadığı işte bu noktaydı. 

Evet, Allah'ın birliğine ve Hz. Muhammed (sav)'in O'nun son elçisi olduğuna iman etmek ahiretteki kurtuluş için yeterlidir. Bu prensibe iman eden kişi ebedi azaptan kurtulur. Ama manen ve vicdanen ben cenneti ve kurtuluşu doyasıya hak ettim diyebilecek mi? Bunun cevabını sizlere bırakıyorum.


Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Cennetin anahtarı Hz. Muhammed’dir (s.a.v.) (21.07.2017)
  Kur’an’da Hz. Adem’in yaratılışı (14.07.2017)
  Müslüman kabir azabını kabul eder (07.07.2017)
  Ülkenin dini ile oynamayın (30.06.2017)
  Ramazan ahlakını onbir ay sürdürelim (24.06.2017)
  Birbirinizin mahremini araştırmayın (23.06.2017)
Sayfa Başı
26.07.2017 Ezan Vakitleri
İmsak : 03:58   İkindi : 17:12
Güneş : 05:47   Akşam : 20:35
Öğle : 13:18   Yatsı : 22:15
      Duyurular
21.07.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Cennetin anahtari Hz. Muhammed’dir (s.a.v.)" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasind
Devamı...
14.07.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Kur’an’da Hz. Adem’in yaratilisi" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabil
Devamı...
07.07.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Müslüman kabir azabini kabul eder" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabi
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 6315
Bugün : 8623
Bu Ay : 2190970
Bu Yil : 15494868
Toplam : 140437697
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük