Günün Sözü : Dünya bir mezradır; ek ve mahsulünü al, muhafaza et. (Bediüzzaman)
17.07.2009 - Kaynak


Miraç'taki büyük yolcuyu hatırlıyoruz!


BU pazar Miraç Kandili'ni kutlayacağız. Kandilinizi kutlayarak bu haftaki yazımıza başlamak istiyorum.


Miraç göğe yükselme, İsra ise gece yürüyüşü anlamına gelir. Mekke'de iyice daralan, sevdiklerini birbiri ardına kaybeden, Mekkelilerden baskı ve zulüm gören Hz. Peygamber (sav) bir gece Mekke deki Mescid-i Haram'dan alınıp Kudüs'e götürülür. Oradan da göğün üst tabakalarına gizemli, ibretli ve muhteşem bir yolculuğa çıkar. Misafir edilir. Orada olağanüstü şeylerle karşılaşır. İşte Hz. Peygamber'in (sav) gecenin bir bölümünde Mekke'den alınıp Kudüs'e götürülmesine İsra, Kudüs'ten göğün derinlerine yükseltilmesine de Miraç diyoruz.

 

Miraç olayı beden ve ruh bütünlüğü içinde gerçekleşmiştir. Bazılarının zannettiği gibi sadece ruhen olmamıştır. Hz. Peygamber'in (sav) bedeni ve ruhu beraberce göklere yükselmemiş olsaydı, bunun mucizevi ve olağanüstü bir kıymetinin olması mümkün olmazdı.

 

Miraç gecesi Hz. Peygamber (sav) Kudüs'te diğer peygamberlerin ruhaniyetleriyle görüşmüş ve onlara imamlık yaparak namaz kıldırmıştır. Bununla İslam dininin kuşatıcılığını ve bütün peygamberlerle aynı zincirin asil birer halkaları olduğunu ilan etmiş ve İslam'ın beynelmilelliğini perçinlemiştir.

Hz. Peygamber (sav) o gece gök tabakalarında diğer peygamberlerin bir kısmıyla görüşmüş ve onlarla selamlaşmıştır. Bu büyük nimet diğer hiçbir peygambere nasip olmamıştır.

 

O gece cennet ve cehennemden bazı manzaralar Peygamberimize gösterilmiştir. Hz. Peygamber (sav) cehennem ahalisinin acıklı halini görmüş ve müteessir olmuştur. Bu gösterilen manzaralar mahşerden sonraki olayların sembolik birer yansımasıdır. Mekke'ye döndüğünde gördüğü bu manzaraları halka anlatarak, günahlara karşı onları uyarmıştır.

 

Miraç'ın en önemli hediyesi beş vakit namazın farz kılınmasıdır. Peygamberimiz (sav) Mekke'ye döndükten sonra müminleri beş vakit namaz konusunda bilgilendirmiş ve teşvik etmiştir. Âlimlerin çoğuna göre cuma namazı da Miraç gecesinde farz kılınmış ama güvenlik olmadığı için Mekke'de kılınamamıştır. İlk cuma namazı Medine'de ve hem de Peygamberimizin hicretinden önce Hz. Musab bin Umeyr ve arkadaşları tarafından Ranuna denilen bölgede kılınmıştır.

 

Miraç gecesinin sabahında Mekkelilere yaşadığı bu olayı anlatan Hz. Peygamber (sav) ciddi sıkıntılar yaşamıştır. Mekkeliler kendisiyle alay ettiler. Toplanıp kahkahalarla güldüler. "Muhammed çıldırmış" dediler.

Sonra onu zor durumda bırakmak için etrafında toplanıp, hadi bize Mescid-i Aksa'yı tarif et diye sormaya başladılar. Bu Miraç sonrası sevgili Peygamberimizin (sav) en zorlandığı andı. Çünkü O (sav), bu yolculuk esnasında bu tür ayrıntılara bakacak halde değildi. Bu muhteşem kabulün heyecanı içinde Mescid-i Aksa'yı hatırlaması, etrafını incelemesi mümkün değildi. Fakat en sıkıntılı anda Rabbimiz aradan bütün perdeleri aralayarak Mescid-i Aksa'yı peygamberinin önüne sermiş ve görmesini sağlamıştı. Peygamberimiz de (sav) bütün ayrıntıları nokta nokta tarif etmiştir. Demin alay etmek için toplanan Mekkeli müşrikler mahcup bir şekilde Peygamberimizin (sav) etrafından dağılıp gittiler. "Muhammed (sav) doğru söylüyor. Aynen dediği gibidir. Halbuki O (sav) daha önce Kudüs'e hiç gitmemişti" demek zorunda kaldılar.

 

Miraç sonrasında Peygamberimizin (sav) dostları (sahabeler) ciddi bir sınav yaşamışlardır. Çünkü Peygamberimiz (sav) olağanüstü olaylardan bahsediyor ve bundan ötürü inkârcıların tazyiki altında kalıyor. İşte bu aşamada Hz. Ebubekir (ra) gibi özel insanların direnci çok önemli bir misyon yüklenmiştir. Hz. Ebubekir (ra) Miraç'ı ilk duyduğunda şöyle demiştir: "Vallahi O (sav) bundan daha ötesini  de anlatsa tereddütsüz iman ederim." Zaten bundan ötürü "Sıddık" olabilme şerefine varmıştır.

Miraç gecesinin en önemli hediyelerinden birisi de Yüce Allah'a ve Hz. Muhammed'e (sav) iman eden bir kişinin günahı ne kadar çok olursa olsun ebediyen cehennemde kalmayacağı müjdesidir.

                        

Ramazana yaklaşık bir ay kaldı. Gayret zamanıdır. Kendimizi ramazana hazırlamalıyız. Yüreğimizle hesaplaşmalıyız. Zaman bizi beklemiyor. Güneş yarın olacak, yüz sene sonra da olacak ama belki biz olmayacağız. Çok da uzun olmayan emanet bir hayatla kayıtlıyız. Güzel şeyler yapalım. Faydalı işler yapalım. Yarın baktığımızda utanacak kusurlarımız olmasın. Varsa da dönüş yapmayı, tövbeye sığınmayı düşünelim.

 

NOT: Pazar akşamı Miraç Kandili programımız için 20.20'den itibaren Star TV'de olacağım. O geceki duamıza hep beraber amin diyelim.


Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Amerikalı Prof. Dr. Michael Hart: Her zamanın bir numarası Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir (17.01.2020)
  Alman Prof. Dr. Annemarie Schimmel: Ama ben Hz. Muhammed’i (s.a.v.) seviyorum (10.01.2020)
  Fransız Prof. Eva’nın sarsıcı hidayeti (03.01.2020)
  Türkiye, göçmenleri Necaşi gibi kucakladı (27.12.2019)
  5000 yıllık Hindu kitaplarında Hz. Muhammed (20.12.2019)
  Goethe ve İslam hayranlığı (13.12.2019)
Sayfa Başı
21.01.2020 Ezan Vakitleri
İmsak : 06:48   İkindi : 15:50
Güneş : 08:17   Akşam : 18:13
Öğle : 13:20   Yatsı : 19:37
      Duyurular
17.01.2020
Hocamizin bu haftaki gazete de "Amerikali Prof. Dr. Michael Hart: Her zamanin bir numarasi Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir" yazisi çikti. Yazinin tümünü sit
Devamı...
10.01.2020
Hocamizin bu haftaki gazete de "Alman Prof. Dr. Annemarie Schimmel: Ama ben Hz. Muhammed’i (s.a.v.) seviyorum" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden
Devamı...
03.01.2020
Hocamizin bu haftaki gazete de "Fransiz Prof. Eva’nin sarsici hidayeti" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan ok
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 62191
Bugün : 4234
Bu Ay : 204947
Bu Yil : 204947
Toplam : 164359529
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük