Günün Sözü : Çocuklarınızı kuzu gibi büyütmeyiniz ki, ileride kuzu gibi güdülmesinler. (Şeyh Sadi Sirazi)
10.07.2009 - Kaynak


Hayvanı küçük görmeyenlerin edebi


BÜYÜK zatlardan biri der ki: "ene'l hak" demek kolaydır. Fakat ene'l hak'tan "ene"yi kaldırmak zordur. Yani benliği (ene'yi) kaldırmadan Allah'a ulaşmış olsan da kıymeti yoktur. Önce nefsini yen, benliğini geç sonra Yüce Allah'ın her yerde tecelli ettiğini (belirdiğini, nurunun görüldüğünü) vuslata erdiğini iddia et. Bu zor bir şeydir. Belki yüz binlerce insan arasında sadece bazılarına nasip olan bir zirvedir. Hele çağımızda, maddi hesabın her şeyin üzerinde tutulduğu coğrafyamızda bu zor aşılacak bir eşiktir.


Ene'sini yenmişlerden biri dar bir sokakta yürüyor. Sokağın bir yanı temiz, diğer yanı ise çamur. O, temiz yerden yürüyor. Karşıdan bir köpek belirir. Köpek de sokağın karşı tarafından geliyordur. Benliğini geçmiş mümin, sokağın temiz tarafından yürürken onu gören köpek de mecburen çamurlu tarafına doğru sapar. Bir an düşünür o adam. Der ki kendi kendine; karşıdan gelen nasılsa bir hayvan. Bir köpek. Köpeğin ayağı çamura batsa ne olacak! Ben temiz yerden yürüyeyim. Köpek çamurdan geçsin. Ve hamle yapar. Tam yolu kat edecektir ki birdenbire duraksar. Ben ne yapıyorum, der. Ben bu hayvanı nasıl hakir, alçak, küçük ve kıymetsiz görebilirim ki? Yüce Allah mahşer âleminde bu köpeği küçük görüp çamura ittiğim için bana hesap sormayacak mı? Ben o çetin günde Rabbime ne derim? Yolun temiz tarafını köpeğe bırakır ve çamurlu yoldan geçer. Köpek temiz taraftan, o ise çamurlu taraftan geçerken de kendi kendine şöyle söylenir: "Bir an için bu köpeği hakir ve küçük gördüğüm için Rabbim bana darılırsa ben O'na ne derim ki? Başımı kaldırıp da Rabbime nasıl bakabilirim ki?.."

Önemli olan bu yüce ahlakı yakalayabilmektir. Hz. Peygamber (sav) Efendimize nispet edilen: "Cenab-ı Allah'ın üç yüz küsur ahlakı vardır. Bunlardan herhangi biri, bir insanda bulunursa o insan cennete girecektir." (câmü-s sağır, I, 94) sözünün muhatabı olan bizler bu çizgiyi yakalamak için yeterince gayrette bulunmuyoruz. Kendimizi terbiye etmiyoruz. Bu sözü duyan Hz. Ebu Bekir (ra) Efendimize sorar: "Ey Allah'ın Resulü! Bu ahlaklardan biri bile bende var mı?" Peygamberimiz (sav) tebessümle cevap verir: "Bu ahlakın tümü sende vardır. Bu üç yüz küsur güzel ahlakın en büyüğü cömertliktir. O da sende bütün ihtişamıyla vardır."

Dikkat ediniz Yüce Allah'ın 99 isminden bahsedilir. Biz buna esmaül Hüsna, Yüce Allah'ın güzel isimleri deriz. Bu isimler arasında, eş-Şafi (şifa veren), er-Rezzak (rızık veren), er-Rahman (merhamet eden), es-Selam (her türlü tehlikeden esenliğe çıkaran), el-Halil (yaratan, yoktan var eden) el-Fettah (her türlü sıkıntıyı giderip kapıları açan), el-Basit (rızıkları genişleten, ruhları veren), el-Latif (lütfeden, her şeye vâkıf olan) isimlerini örnek sadedinde sunabiliriz. Bütün bu isimlerin her biri evrende takip edilmesi istenen merhamet, rahmet, afv ve kainatı düzgün yaşamada belirleyeceğimiz ölçülere ait birer yol haritası çizer. Sonra bunun tecellileri istenir. Onun için insanımız bu isimlerin başına "abd" yani "kul" takısını takarak bu yüce sıfatların ve isimlerin evrene yansımasını ister, temenni eder. Mesela, Abdüsselam der, Abdulhalik der, Abdulbasit der, Abddurrahman der. Tabii "abd" takısını takmak kolay da gereğini yaşayabilmek pek kolay olmasa gerek. Peki, kaç Abdullah, kaç Abdurrahman, kaç Abdulhalik kulluğuna talip oldukları Yüce Rabb'in yolun da "ene"lerinden vazgeçebilmişler. Kaç tane sayabiliriz böyle insan.

Evet. Kalbinizde katılık mı var, ibadetinizde gevşeklik mi var, dünyaya aşırı mı meylediyorsunuz, insanlara merhametiniz mi azaldı, kendinizi herkesten büyük mü görüyorsunuz, büyük günahlarınızı küçük mü görüyorsunuz, küçük iyiliklerinizi büyük mü sanıyorsunuz, aç-gariban perişan ve mahzun insanlar umurunuzda mı değiller, benlik duygunuz günden güne daha mı kabarıyor... Bilin ki Yüce Allah'ın nurunun isimlerinin sizdeki yansımaları azalmıştır. Boş şeylerle uğraşmaktasınız. Bilin ki bu yol çıkar yol değildir. Bilin ki sadıklar böyle yapmıyorlardı. Böyle de yaşamıyorlardı.

Denir ki, Hz. Musa'ya Yüce Allah (cc): Ya Musa, ister misin ki evine geleyim, seninle beraber olayım, buyurmuş. Hz. Musa da "Ya Rabbi sen gelmekten gitmekten mekândan zamandan münezzehsin. Evime nasıl gelirsin?" diye sormuş. Yüce Allah cevaben: "Ya Musa! Ben beni zikredenle beraberim" buyurur.

Her an Yüce Allah'ı hatırda tutmak, O'na yönelmek, O'nu sevmek, O'na döneceğimizi düşünmek... İşte sanıyorum ki başaranlar ancak bu yolla başardılar.


Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Dini ifrat ve tefrite zorlamak (15.09.2017)
  ‘Zinaya müsaade et!’ (08.09.2017)
  İslam coğrafyasına bayram gelmedi (01.09.2017)
  Peygamberimizin haccı nasıl gerçekleşti (25.08.2017)
  Oryantalistlerden din öğrenmek (18.08.2017)
  Büyük günahlar (11.08.2017)
Sayfa Başı
20.09.2017 Ezan Vakitleri
İmsak : 05:16   İkindi : 16:29
Güneş : 06:42   Akşam : 19:14
Öğle : 13:05   Yatsı : 20:34
      Duyurular
15.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Dini ifrat ve tefrite zorlamak" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilir
Devamı...
08.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "‘Zinaya müsaade et!’" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilirsiniz.
Devamı...
01.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Islam cografyasina bayram gelmedi" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabi
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 583
Bugün : 8043
Bu Ay : 1181823
Bu Yil : 19870238
Toplam : 144813067
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük