Günün Sözü :

prednisolone weight gain

buy prednisolone 5mg uk link prednisolone weight gain

plaquenil notice

acheter plaquenil

buy generic naltrexone online

buy naltrexone
Mü'min, aynı yılan deliğinden iki defa sokulmaz. (Ebu Davud, Edep 29)
17.04.2009 - Kaynak


Yüce Allah'ın terbiye ettiği peygamber


DAHA annesinin rahmindeydi. Medine'ye giden genç babası geri dönemedi.


Haberi geldi. Abdullah vefat etti dediler. Daha doğmadan babasız kaldı. Allah O'na babasız doğmanın ne demek olduğunu öğretmek istiyordu.

Dünyaya geldiğinde Mekke'nin sıcak iklimine dayanamayan küçük çocukların gönderildiği nispeten daha serin bölgelere gönderilmek istendi. O'na sütanne arandı. Her çocuğa birkaç sütanne talip olurken O'na kimse talip olmadı. Çünkü üstü başı çok pahalı giyeceklerle bezenmediği için yoksul görünüyordu. Babasız bir çocuğu kim, neden sayfiye yerine götürsün ki. Mekke'nin aristokrat ailelerinin çocuklarından para kazanmak varken, babasız Muhammed (s.a.v)’i kim ne yapsın ki! Daha küçükken Allah O'na kenarda unutulmanın ne demek olduğunu öğretmek istiyordu.

Hz. Halime O'nu bağrına bastı ve köyüne alıp götürdü. Şöyle düşünüyordu Sadiyeli Halime, bu çocuktan süt emzirme karşılığı para kazanamazsam bile onu en azından Mekke'nin yakıcı sıcağından kurtarmış olurum. Gözleri öylesine masum bakıyordu ki, Halime O'nu mahzun bırakmak istemiyordu. Bırakmadı da. Meğer dünyada vicdani ve insani kaygılardan ötürü insanlara el uzatanlar henüz bitmemiş. Rabbim O'na insanlığın ölmediğini öğretmek istedi.

Bir gün annesiyle beraber Medine'deki babasının mezarını ziyarete gitti. Yanlarında dadısı Ümmü Eymen vardı. Yoksul, kimsesiz, vefalı bir kadın. Ziyaret bitip de dönüş yoluna koyulduklarında "Ebva" denilen yerde genç annesi aniden rahatsızlandı. Oraya çadır kurdular. Kimsesiz, ıssız bir çöl ortasında! Ve kısa süre içinde annesi son nefesini verdi. Muhammed'ine doyamadan. O da annesini yeterince kucaklayamadan. Yaşı daha 7 civarıydı. Daha bu kadar küçükken babadan sonra annesiz kalmanın da ne demek olduğunu öğrenecekti.

Öğrendi de.

Yıllar sonra benim kalbim katıdır, ne yapayım ey Allah'ın Peygamberi diyen birine dönüp şöyle diyecektir. Hiç yetim başı okşadın mı? Yetim başı okşa da kalbindeki katılık sona ersin. Merhamete aç olan ile merhametten yoksun olanı öylesine iyi tanıyordu ki!

Amcası Ebu Talib'in evindedir. Ebu Talib yoksul bir insandı. Şerefli, izzetli ama yoksul. Bazen sofraya az yemek gelirdi. Fazlasını bulamazlardı. Bazen bir çanağın içine 2-3 kişiye yetecek yemek vardı ama o evde o tabağa el uzatan en azından 5-6 kişi olurdu. Kimse doyamazdı tam olarak. Ama kaşığını en erken çeken de o olurdu. Utanırdı. Amca çocukları aç kalırken çok yemekten utanırdı. Daha çok, ama çok küçükken sofradan aç kalkmanın ne olduğunu öğreniyordu. Aç büyüyenleri anlıyordu.

Hira'da ilk vahyi aldığında titriyordu. O an farklı duygular içindeydi. Ne olduğunu anlamaya çabalıyordu. Melek Cebrail O'nu öylesine sıkmıştı ki, bütün vücudu hálá o ağırlığı hissediyordu. Evine ulaştı ve eşi Hz. Hatice'ye beni ört dedi. İlk kez üşümeden, hastalanmadan üşüdüğünü hissetti. İlk kez korku ve heyecanla titriyordu.

İlerleyen yıllarda eşini ve amcasını üst üste kaybetti. Sırtını dayadığı iki duvar üst üste yıkıldı. Bir an Mekke'de yalnız kaldığını hissetti. Dünyadaki bütün dostların bir gün art arda gideceklerini, Yüce Rabbi'nin dışındaki dostların, dosta ebediyen dostluk edemeyeceğini bir daha anlıyordu.

Taiflilere İslam'ı anlatmak için gittiğinde örgütlenmiş gruplar tarafından taşlandı. Tebliğ yıllarının ortasındaki bu manzara O'na daha zor günlerin geleceğini hissettiriyordu. Bugün taş atanlar yarın ok ve mızrak atacaklardı.

En daraldığı yerde Miraca çıkarılarak yarası sarıldı. Yalnız olmadığını anladı O'da.

Sevdiği ve doğduğu şehir Mekke'den çıkarılmak istendi, nihayet suikasta uğramamak için Mekke'den gizlice çıktı. Vatansız, yurtsuz kalmanın ne olduğunu daha o gün bizzat yaşayarak öğrendi.

Muhteşem bir hayatı özetlemeye, karaladığım bu harf kalabalığının yetersiz olduğunu iyi biliyorum. Ama şunu da iyi biliyorum ki, Hz. Peygamber (s.a.v) 23 senenin her karesinde ilahi güç tarafından zor bir imtihandan ve çileden geçirilerek terbiye edildi. O'nun hayatının hiçbir karesi boş veya tesadüf kavramıyla değerlendirilemez. O en güzel insan hayatını özetlerken şöyle buyuruyordu: Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi güzel yaptı.

Kutlu doğum haftanızı kutluyorum.


Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Kutsallar, alaycı mizahın konusu yapılamaz (03.07.2026)
  Ahirette ümidinizi yitirdiğinizde... (26.06.2026)
  Dini anlatım dili doğru mu? (19.06.2026)
  Allah (CC) şahdamarından daha yakındır (12.06.2026)
  Osmanlı’da kadın vakfiyeleri (05.06.2026)
  Kurban ve fedakârlık (29.05.2026)
Sayfa Başı
10.07.2026 Ezan Vakitleri
İmsak : 03:38   İkindi : 17:13
Güneş : 05:34   Akşam : 20:45
Öğle : 13:14   Yatsı : 22:33
      Duyurular
03.07.2026
Hocamizin bu haftaki gazete de "Kutsallar, alayci mizahin konusu yapilamaz" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasinda
Devamı...
26.06.2026
Hocamizin bu haftaki gazete de "Ahirette ümidinizi yitirdiginizde..." yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuy
Devamı...
19.06.2026
Hocamizin bu haftaki gazete de "Dini anlatim dili dogru mu?" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilirsin
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 2937
Bugün : 3689
Bu Ay : 146654
Bu Yıl : 3209389
Toplam : 195197912
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük