Günün Sözü : Hayat, iman ve cihaddır. (Hz. Hüseyin (r.a))
15.07.2016 - Kaynak


Müslümanlardan rövanş alınıyor


Yeni moda bu! Terör faaliyetleriyle dünyada dehşet uyandıran hareketleri bahane ederek İslam'a saldırmak. Yıllarca, İslam'ın özünde kendini günahkâr hissetmiş olmanın rövanşist zevkiyle şimdilerde moda oldu. İyi niyetle, çözüm öneren ciddi eleştiriler elbette makbul olur. Ama bu eleştiriler İslami eğitimin nasıl verildiği, gençleri radikal hareketlere çeken unsurların neler olduğu, faaliyet noktalarının ne olduğu, bu saldırıların coğrafi yapıda tasarlanan gelecek dizaynlara zemin oluşturan birer operasyon olup olmadığı noktalarına teksif edilirse denecek bir şey olmaz. Ancak bütün dehşet uyandıran hadiselerden hareketle İslam'a ömür biçen kişiler bu yorumlarının altında elbette ezilip kalırlar. İslam beldelerine ve hatta dünyaya servis edilen tedhişin de, terörün de, fitnenin de elbette bir raf ömrü vardır. İslam'ın geleceğinin bu yapay hareketlerle bu anlayışlarla karartılamayacağını bu kısır zihniyetlerin anlaması lazım.
Müslümanlar vahyi kirletmiş anlayışların payandası olmadığı, imanlarını muhafaza etmeye çabaladıkları, dinlerini mezat yapmadıkları için bu tür hareketlerle cezalandırılıyorlar. İslam beldelerinde şehirler yıkılıyor. Milyonlar göç ediyor. Güçler yok ediliyor. Bu elbette tarihle bir hesaplaşmadır. Çağdaş dünyada savaşlar böyle yapılıyor. Direkt değil, dolaylı. Bir elbise biçiliyor. Müslüman gençlerin ruhlarına yeni bir elbise biçiyorlar ve diledikleri forma göre düşünmelerini -hadiseleri kurgulayarak- sağlıyorlar.
Bu şu demek değildir: Müslümanların hiçbir kusuru yok. Elbette ki Müslümanların büyük hataları, kusurları var. Müslümanlar yıllardır evlatlarını sapkın ve azgın - oryantalist saldırılara karşı bilinçlendirmiyorlar.
Bu oyunu bozmak lazım. Gençlere sahiplenerek. İslam beldelerinde Nebevi rahmeti, sevgiyi, Anadolu Müslümanlığında ortaya çıkan af, merhamet, hoşgörü, uhuvvet, bilgi,vicdan, akıl ve tarihi tecrübeyi yeniden kurarak. Geç değil. Güç de değil. Yeter ki doğru insanlar, doğru yerde, doğru zamanda, doğru olan projelerde buluşup büyük bir 'emri bi'l maruf ve nehyi ani'l münker' hamlesi başlatsınlar.

İYİLİK DE KÖTÜLÜK DE KAYBOLMAZ
Denilir ki Zunnuni Mısri kuşlara darı, arpa serperek karınlarını doyuran bir ateşperest kadın görür. Kadına der ki; "Sen bu kuşları doyurmakla ahiretinde bir fayda göremezsin. Çünkü öncelikle kuşların sahibi olan Yüce Allah'ı doğru tanıman gerekir. Sebeplerin sebebini bilmeden sebeplerle yol alamazsın. Böyle olunca, kuşlara gösterdiğin ikram ve vicdandan ahretinde bir fayda sağlayamazsın."
Kadın der ki; "Ben bir şey bilmiyorum. Bu darıları bunlara serpiyorum ve kendi yarattıklarını böyle doyuruyorum. Faydası olur mu, olmaz mı bilmiyorum."
Zünnuni Mısri sonra kadından ayrılır ve yoluna gider. Daha sonra Mekke'ye hacca gider. Bir de ne görsün, kuşlara darı atan ateşperest kadın Kâbe'de tavaf yapıyor. Kadın da Mısırlı Zünnun'u görür ve tanır. "Beni tanıdın mı" der. Zünnun "tanıdım" der. Kadın: "O kuşlara yem vermekle bir yere varamazsın demiştin. Bak, ben onun yarattıkları olduğu için o kuşlara merhamet ettim, o da beni İslam'la şereflendirdi. Ve işte şimdi Mekke'deyim. Kâbe'yi tavaf ediyorum."

***

Evrende hiçbir iyilik kaybolmaz. Yeter ki Allah için yapılsın. Dert, niyet, gaye Allah olsun. O zaman Allah kendi rızasını gözetene bütün cömertliğiyle karşılık verir. Kim Allah'tan daha cömert olabilir ki?
Kötülük de böyle. Evrende kötü hiçbir amel, söz, niyet, iş kaybolmaz. Sema tarafından kayda alınıyor. Gün geldiğinde bütün kayıtlar önümüze konacak.

ÖLÜYE YASİN OKUNUR MU?
Bu sorunun fıkhi boyutunu tartışmayacağım; bu başlığın altında bir vatandaşın bu soruyu bir din adamına, ilahiyatçıya sormasını anlarım. Vatandaş bu soruyu merak edebilir. Benzeri soruları da sorabilir. Belki çoğumuzun; bu da sorulur mu, diyeceği türden sorular da sorulabilir. Vatandaş merak etmiştir, tatmin olmak istiyordur ve neticede ihtiyacı olanı soracaktır. Elbette kimse bu soruya sınır veya yasak koyamaz cevabına da aynı şekilde yasak koyamaz. Buraya kadar kimsenin itirazı olmasa gerek.
Ama doğrusu birkaç ilahiyatçının saatlerce "Ölüye Kuran okunur mu; Yasin okunur mu" sorusuna cevap aramasını ve bunu TV'de dillendirmesini anlamakta zorlanıyorum. Bu Fatih'in İstanbul'un önüne geldiğinde Hıristiyanların meleklerin cinsiyetini tartışmasına benzemiyor mu?
İslam âlemi sıkıntı içinde. Yeni dini gruplar çıkıyor. Hiçbir aklın, vicdanın kabul etmeyeceği terör faaliyetleri ortaya saçılıyor. Bazıları bu feci manzarayı İslam'a mal etmek için büyük bir çaba içinde. Hz. Peygamber'i (s.a.v.) dışlayan bir deist din anlayışı -Kuran-ıKerim'i dahi sorgulayan- kapkara bir bulut gibi şerlerini üstümüze akıtmak üzere.
Ölüye Yasin okunur mu? Kuran-ı Kerim ölüye inmemiş? Dirilere inmiş. İyi de, Kuran-ı Kerim dirilere inmemiş diyen yok ki! Neticede Yasin Yüce Rabbin vahyidir. Kişi ölüsüne dilerse kendi diliyle dua eder, dilerse yüce kitaptan bazı ayetleri tefekkür ve ibret niyetiyle okuyup onunla dua eder. Buna engel olan ne! Saatlerce bunu konuşup Müslümanların devasa problemlerini görmemek, sıkıntıya teşhis koymak yerine tarihi sorgulamak, büyük imamlara hakaret etmek, hadis ulemasını küçümseyecek iğreti cümlelerle yeni yaralar açmak neyin nesi? Yasin'i mezarlardan kaldırın. Neyi çözeceksiniz?

SARSICI BİR HADİS
Efendimiz şöyle buyurdu:
"Sevdiğini ölçülü sev, belki bir gün düşmanın olabilir. Kızdığına da ölçülü kız belki bir gün dostun olabilir." (Tirmizi, Birr, 60)
Bu nebevi ikaz şu ayette de uygundur:
"İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel bir şekilde uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi, candan, sıcak bir dost oluvermiştir." (Fussilet, 34)
Hayata bu pencereden bakmalı değil miyiz?
Lütfen sağınıza ve solunuza bakın. Bazen çevrenizi değiştirin. Yoklayın. İmam Şafii"İnsanları değiştirmekte fayda vardır. Bazen terkte rahat vardır" der.


Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Birbirimizi sevmede ölçümüz ne olmalı (22.09.2017)
  Dini ifrat ve tefrite zorlamak (15.09.2017)
  ‘Zinaya müsaade et!’ (08.09.2017)
  İslam coğrafyasına bayram gelmedi (01.09.2017)
  Peygamberimizin haccı nasıl gerçekleşti (25.08.2017)
  Oryantalistlerden din öğrenmek (18.08.2017)
Sayfa Başı
24.09.2017 Ezan Vakitleri
İmsak : 05:20   İkindi : 16:25
Güneş : 06:46   Akşam : 19:07
Öğle : 13:03   Yatsı : 20:27
      Duyurular
22.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Birbirimizi sevmede ölçümüz ne olmali" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan oku
Devamı...
15.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "Dini ifrat ve tefrite zorlamak" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilir
Devamı...
08.09.2017
Hocamizin bu haftaki gazete de "‘Zinaya müsaade et!’" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilirsiniz.
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 15074
Bugün : 8488
Bu Ay : 1281610
Bu Yil : 19970025
Toplam : 144912854
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük