Günün Sözü : Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır. (Tirmizi, 2601)
25.11.2016 - Kaynak


Dinler arası diyalog mu?


Hz. Peygamber'in (s.a.v.) peygamberliği Kur'an'la sabittir. Kur'an O'na inmiştir. Son elçidir. Kur'an-ı Kerim de son vahiydir. Buna bu şekilde iman etmeyen kişi Müslüman sayılmamaktadır.
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) İslam'ı tebliğdeki muhatapları bütün insanlardır. Buna davet ümmeti denmiş. Yahudi, Hıristiyan, Budist, Ateist, Deist veya başka inanca sahip olsun bütün insanlar Kur'an'ın son vahiy, Hz. Resul'ün ise son peygamber olduğunu kabul etmek zorundalar. Bu zorunluluk icbari -dayatma- değil, imani bir kabuldür.
Müslim'in rivayetinde Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
"Muhammed'in nefsi elinde olan zata (Yüce Allah'a) yemin ederim ki, insanlardan beni duyup da bana iman etmeden ölen her bir Yahudi ve Hıristiyan kim olursa olsun mutlaka cehennem ehlinden olur."
Kur'an-ı Kerim bunu açıkça söylüyor:
'Allah katında din İslam'dır.' (Ali İmran, 19)
"Kim İslam'dan başka bir din ararsa (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır." (Ali İmran, 85)
"Allah'ı ve Resullerini inkâr edenler, Allah ve Resulleri arasına ayrımcılık sokmaya çalışanlar, 'Bir kısmına iman ediyoruz, bir kısmını inkâr ediyoruz' diyenler ve bunun arasında bir yol tutmak isteyenler bunlar gerçekten kâfir olanlardır." (Nisa, 150-151)
Kitap açık. Mesaj açık. Davet açık. Kur'an'a ve Hz. Peygamber'e (s.a.v.) iman etmeden 'La ilahe İllallah' "Allah'tan başka ilah yoktur" diyen kişi bu cümlesiyle iman etmiş olmaz. Bunu söyleyen her ne kadar Allah'ın birliğine iman ettiğini söylüyorsa da; bu imanından Kur'an'ı ve Peygamber'i hariç tutmuş.
Hz. Peygamber'i (s.a.v.) ve Kur'an'ı göndermeyen bir Rabbe inanmış oluyor. Onun inandığı 'İlah' kavramı Kur'an'ın anlattığı Allah inancıyla, tevhidle örtüşmüyor. Ancak 'La ilahe illallah' diyen bunun içinde Kur'an'ın bütün ayetlerine ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) son elçi olduğuna inanıyorsa işte bu imanı ve kelimei tevhidi anlam taşır. Çünkü İslam'ın akidesini, bir anlamda anayasasını oluşturan tartışılmaz ilk maddesi; "Allah'ın birliği, Kur'an'ın Allah'ın son vahyi oluşu ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) son elçi oluşudur."

Allah birdir ama...
Allah'ın birliğine inanıyorum ama Hz. Muhammed'in (s.a.v.) elçi veya son elçi olduğuna inanmıyorum diyenin imanı bir anlam taşımaz.

Dinler arası diyaloğun yeri ne?
Müslümanlar diğer din mensuplarıyla görüşebilirler. Komşuluk ilişkileri, ticaretleri, siyasi anlaşmaları olabilir. Ancak bütün bu münasebetler; Müslüman'a, gayrimüslime İslam'ı anlatmadan vazgeçme hakkı vermez.
Hz. Resulullah'ın yaptığı da buydu. Diğer din mensuplarına ve devlet başkanlarına İslam'ı tebliğ etti. Müslümanların diğer din mensuplarıyla ilişkileri yürütmelerinde bir engel yoktur. İnsani ilişkiler elbette devam etmelidir. Dindarlar birbirleriyle elbette görüşürler.
Ancak dinler arasında diyalog denilince durum farklılaşır. Bu diyalog nasıl olacak?
Kur'an'ın hangi ayetinden vazgeçeceğiz? Hz.İsa'nın Allah'ın oğlu olmadığını veya Hz. Üzeyir'in Allah'ın oğlu olmadığını belirten ayetleri mi tartışmaya açacağız?
Biz, son kitaba ve peygamberimize iman etmekle yükümlüyüz. Bütün insanları da bu dine, İslam'a çağırmakla sorumluyuz. Onun içindir ki dinler arası diyalog safsatası, İslam'ı diğer dinlerle eşitleme gayesi güden bir projedir. Bir Müslüman bunun içinde olamaz.

Dini kim anlatmalı?
Kur'an'a ve Hz. Peygamber'e (s.a.v.) dönüş yapan her bir ilim sahibi İslam'ı tebliğle ilgilenebilir. Bu noktada bir tekelleşme, Kur'an'ın ruhuna aykırıdır. İctihad kapısı tekelleşmeye engel olsun diye tutulmuştur. Mezhep sahibi ulemanın veya mezhep kurabilme ufku taşıyan alimlerin bu özgür ortamda ortaya çıktığını görüyoruz. Hatta bazı dönemlerde, devlet ricali bir mezhebi öne çekmek istediğinde, o mezhebe mensup alimler buna sıcak bakmamış ve 'diğer mezhebin ictihadı benimkinden daha isabetli olabilir' demişlerdir. Bu güveni ve manevi hassasiyeti açıkça ifade etmişlerdir.
Bu noktada hassas olunması gereken husus şudur: Dini anlatma ve tebliğ etme imkânı ehli sünnet uleması için daraltılıp da, eksenden kayan ilkesiz gruplara açılırsa, işte bu yol geleceğimiz için ciddi bir hataya dönüşebilir.


Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Tövbe ile affa koşun (25.05.2019)
  Müminin umudu şefaat (24.05.2019)
  Kalpleri yalnız Allah bilir (23.05.2019)
  İslam, insanlığa merhameti emreder (22.05.2019)
  İyiliğin karşılığı ahirette (21.05.2019)
  Gece ibadetini ihmal etme (20.05.2019)
Sayfa Başı
27.05.2019 Ezan Vakitleri
İmsak : 03:37   İkindi : 17:04
Güneş : 05:30   Akşam : 20:32
Öğle : 13:06   Yatsı : 22:17
      Duyurular
25.05.2019
Hocamızın Ramazan Ayına özel bugünkü yazısı gazete de "Tövbe ile affa kosun" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasind
Devamı...
24.05.2019
Hocamızın Ramazan Ayına özel bugünkü yazısı gazete de "Müminin umudu sefaat" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasind
Devamı...
23.05.2019
Hocamızın Ramazan Ayına özel bugünkü yazısı gazete de "Kalpleri yalniz Allah bilir" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sa
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 470
Bugün : 2401
Bu Ay : 195395
Bu Yil : 844631
Toplam : 162478193
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük