Günün Sözü : İnsanlarda bulunan huyların en kötüsü, tutkulu bir cimrilik ve şiddetli bir korkaklıktır.(Hadis-i Şerif)
09.11.2018 - Kaynak


Mevlana namazı anlatıyor


İftitah (Allahu Ekber diyerek) ile namaza giren kul, kurban kesen gibi: "Allahu Ekber" diyerek nefsini kurbân etmeye hazırlanmaktadır.
Kul bu tekbîrle bütün şehvetlerden, hırslardan arınmakta ve âdetâ Allah'a kendini kurbân etmektedir.
Ayakta duran kul, Allah'ın huzûrunda hesap vermeye hazırlanan insan gibidir. Gözyaşı dökerek ayakta durmak, kıyâmet günü yeniden dirilerek kabirlerinden kalkmış kimselerin mahşer yerinde Allah'ın huzûrunda ayakta durmaları gibidir.
Kur'an okuma sırasında kul âdetâ Rabbıyla konuşmaktadır. Allah kuluna verdiği nîmetleri hatırlatarak: "Sana verilen bu ömür süresince neler yaptın, ne kazandın, bana ne getirdin, ömrünü nerede harcadın? Rızkı, kuvveti nerede kullandın?
İrâdeni, duyularını neye harcadın?" diye sorar.
Bu soruları düşünen ve yeterli cevap bulamayan kul, bu nîmetleri veren yüce Rabbinden utanır, günâhlarını düşünür, utancından iki büklüm rükûa varır.
Ayakta durmaya mecâli kalmadığından "Sübhâne Rabbiye'l-Azîm" diyerek Allah'ı noksan sıfatlardan tenzîh ile tâzîm eder. Ardından ilâhî emir gelir ve âdetâ denir ki: "Başını kaldır da sorulan sorulara cevap ver." İki büklüm olmuş kul hayâ ile, utanarak başını kaldırır fakat dayanamaz, utancından bu sefer yüzüstü yere kapanır.
Secdede: "Sübhâne Rabbiye'l-A'lâ" diyerek Rabbini hicâb duygusuyla tesbîh eder.
Tekrar kendisine âdetâ şöyle denilir:
"Başını kaldır, yaptıklarından haber ver." Kul bir kere daha başını kaldırır ama utancından tekrar yüzüstü kapanır. Hak Teâlâ tekrar "Başını kaldır, yaptıklarını birer birer haber ver" buyurur. Allah'ın büyüklüğü ve heybeti karşısında acze düşen insan bu ağır yükle dizüstü / ka'deye oturur.
Cenâb-ı Hak yine: "Verdiğim nîmetlere nasıl şükrettiğini bana göster" deyince kul bu sefer yüzünü sağ tarafına çevirir, peygamberlerin ruhlarına ve meleklere selâm verir. Onlardan şefâat umar.
Ayağının tökezlediğini ifâde eder.
Peygamberler de selâm veren kula derler ki: "Çare ve destek dünyâdaydı.
Şimdi geçti. Orada hayırlı işler yapsaydın, ibâdet etseydin olurdu." Kul bu sefer ümidini yitirmiş yüzünü sola çevirerek akrabâlarından, dostlarından yardım diler. Onlar da ona: "Biz kimiz ki sana yardım edelim? Kendi cevâbını Allah'a kendin ver" derler. Ümitsiz ve çaresiz kalan kul ellerini açarak duâya başlar: "Allah'ım herkesten ümîdimi kestim.
Kulun evvel ve âhir başvuracağı ve sığınacağı sadece ve sadece Senin rahmet ve mağfiretindir. Beni bağışla!" (Mesnevi, III, b.2141-2165)


Paylaş : Facebook'a Paylaş Twitter'a PaylaşMyspace'e PaylaşDelicious'a PaylaşFriend Feed'e PaylaşTechnoratiye PaylaşDigg'de Paylaş




Diğer Yazılarımdan Bazıları
  Fazilet ehlinin ahlakı (12.07.2019)
  Ölüler bizi duyar mı? (05.07.2019)
  Lakap takmak ahlaksızlıktır (28.06.2019)
  Sahte Müslüman kimdir (21.06.2019)
  Tedavi edemediğimiz hastalık ‘kibir’ (14.06.2019)
  Toplum ve dini sorular (07.06.2019)
Sayfa Başı
17.07.2019 Ezan Vakitleri
İmsak : 03:46   İkindi : 17:13
Güneş : 05:39   Akşam : 20:41
Öğle : 13:15   Yatsı : 22:26
      Duyurular
12.07.2019
Hocamizin bu haftaki gazete de "Fazilet ehlinin ahlaki" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilirsiniz.
Devamı...
05.07.2019
Hocamizin bu haftaki gazete de "Ölüler bizi duyar mi?" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilirsiniz.
Devamı...
28.06.2019
Hocamizin bu haftaki gazete de "Lakap takmak ahlaksizliktir" yazisi çikti. Yazinin tümünü sitemizden veya gazetenin internet sayfasindan okuyabilirsin
Devamı...
      Ziyaretçi
                   Sayısı
Aktif : 1105
Bugün : 1151
Bu Ay : 127427
Bu Yil : 1308110
Toplam : 162941672
* 01.01.2011 Tarihi itibari ile
      Dini Sözlük